26 Aralık 2011 Pazartesi

AŞK

Aşk'a aşık insanlar tanıyorum, aşka inancını kaybetmiş insanlar da. Kimi aşkı kolay bulmuşken kimi de nefes nefese peşinde koşuyor ve aşk ne kadar uzaklaşırsa onu yakalamak için adımlarını o kadar hızlandırıyor. Ama aşk ne kovalanınca yakalanan ne de kapı çalıp ansızın gelendir. O farklıdır. Geldiğini anlamazsınız. Sessizce, ansızın, tam ümidinizi kesme noktasına gelmişken hiç beklemediğiniz anda ansızın gelir ve geldiğini de söylemez. Belki bir bakış, belki bir söz, belki bir dokunuştur tüm her şeyi özetleyecek kadar masum ve derin olan aşka dair onu kanıtlayacak. Onu tanımlamak istersiniz kelimeleri bulamazsınız, şarkısını dile getirseniz hangi notaları yanyana getireceğinizi bilemezsiniz, en güzel çiçekler ile taçlandırarak şereflendirmek isteseniz henüz o çiçeklerin yetişmediğini görürsünüz. Aşkı tanımlayabilecek bir şey ararsınız, onu somutlaştırmak ve kanıtlamak için. Maalesef ne olduğunu da bilemezsiniz, bu bilinmezlik ve telaş hali ile kendinizi boşlukta hissedersiniz, her şeyi yeniden keşfetmeye hazır bir çocuk gibi. Öğrenip unuttuğunuz ve yeniden öğrenmeye ilk günkü hevesle başladığınız her şey size mutluluk vermeye başladığında aşkın damarlarınıza yayıldığını hissedersiniz. Sıcaklık tüm bedeninizi sardığında en soğuklarda bile üşümeyecek bir başka kendiniz ile tanışırsınız. Mutlu olursunuz.

Artık hiç bir şey eskisi gibi değildir, her şey bir başka görünür gözünüze. Ne sabah aynı sabah olur ne de akşam. Yüzünüze yapışan saf ve şaşkın bir gülümse ile selamlarsınız herkesi. Sabahlarınız her güne ayrı bir çiçeğin kokusunun yayılması gibi heyecanlı iken geceleriniz yıldızları dokunsanız tutabilecek kadar parlak geçer. Ne uyumak isterseniz ne de uyanmak. Uyuyup rüyanın bozulmasından korkarsınız uyandığınızda ise aynı rüyaya uyanamamaktan.

Aşk güzel bir ilaçtır hayata karşı. İnsana iyi gelen ve ona huzur veren motive edici her şeyin sağlam alt yapısıdır. Temelinde aşk olan ve sevgi ile beslenen her şeyin dayanaklılığının ve uzun ömürlülüğünün bilincini  ilk gün öğrenmiş gibi büyüyüyoruz. Her şeye aşığız aslında. Karşı cinse aşığız, işimize aşığız, belki evladımıza belki evimize belki de bir çiçeğe veya böceğe. Ne olursa olsun kalbimizdeki saf aşkın heyecanı oldukça ve onu duygularımızla besledikçe daha da sıkı sarılıyoruz hayata.

Aşk kuralsızlıktır. Kime, nerede ve nasıl aşık olacağınızı bilemezsiniz. Ansızın olur, habersiz pat diye. Hayalinizdeki gibi. Gelir ve olur. Zorlama ile değil aksine çok basit. Size yürür ve siz ellerini açarsınız gelir. Aşka hayır demeyin, ellerinizi geri çekmeyin ve sakın durmayın. Hislerinizi ve yaşadıklarınızı ona aktarın, iletken olun sürekli; aşkınızı, sevginizi, saygınızı, samimiyetinizi, dürüstlüğünüzü, içtenliğinizi paylaşın onunla. Susmayın, susarsanız biter. Sadece kelimelerle konuşmayın ama gözleriniz de konuşsun sessizliğin içinde, kahkahalarınız, çığlıklarınız da duyulsun. Bazen elleriniz konuşsun iki avucunuzun içinde hissettiğiniz soğuk elleri ısıtırken, bazen de başınızı omuzuna yasladığınızda kalbinin atışları dökülsün söze kimsenin duymadığı kelimelerle.

Aşk karşılıklı ise mutlu eder, tek taraflı ise sadece beklentinin umudu doğurup büyütmesi anında mutluluk besler. Aşk ile dolu iken birisine karşı, siz de bir kalbin içinde yer edinmek, oraya yerleşmek ve artık eşyalarınızı bırakmak istersiniz. Kiralık değil sizin olmalı artık o kalp diye düşünürken aslında kimsenin bir yerde kalıcı olmadığını unutursunuz. Aşkı yaşamak bile ayrıcalıktır. Karşıklıklı olursa elbette tarifsiz mutluluk verir ama değilse bile bir gün olacaktır. Çünkü aşk hep vardır. Sizinledir, farkında değilseniz bile uyuyor, dinleniyor ve sadece doğru zamanı bekliyordur ortaya çıkmak için o kadar. Ona doğru zamanı anlaması, uyanması için biraz müsaade edin...Derin bir nefes alın.

Aşıksanız paylaşın. Hayatla, güneşle, havayla, suyla ve onunla.... Değilse tekrar Aşık olun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder