DENEYİM
Deneyimlerini yazar insan. Onları paylaşır tanımadıkları ile. Başkasının, kendi hayatının belli periyotlarını okuyup yorum yapmasını ister sessizce ama bir yandan da eleştirilmek istemez, korkar. Çünkü bilir en nihayetinde bir yerlerde yanlış yapmıştır, o yanlış nerede kaybolmuşsa biri bulur ve söyler yüzüne aniden tokat gibi çekinmeden. Bundan da korkar içten içe. İnsanlar enerjilerini ve dikkatlerini bir şeyler bulmak için harcarlar. Bir açık bulmaktır amaçları ve buldukları an sizi o açıktan aşağıya itmek onları mutlu eder. İnsan kaybettiğini bulmak için çaba sarf ederken bir başkasının bulmak için yardım etmesi yerine kaybedileni daha da uzağa itmesidir yanlış aslında.
Deneyim güzel bir şeydir. İnsanı büyütür, güçlendirir. Başımıza gelenler karşısında yere düşmemek için tutunduklarımızdır hepsi ayrı ayrı. Satranç gibi düşünürüz deneyim sahibi olunca, bir sonraki, bir sonraki, ve bir sonraki gelen hamleyi düşünebiliriz sürekli, ne olabileceğini görebiliriz. Hata yapmayı bırakmayız, milyonlarca hatadan biri ile yine karşılarız ama aynı hataların sonucunun bize nasıl geri döneceğini iyi biliriz. Bazen hata yapmak da gerekir ve bence bir lükstür, hatta ayrıcalık. Hayatta sadece hata yaptığımız zaman öğrendiklerimiz vardır, sıradan olaylar karşısında öğrenemeyeceğimiz/ karşılaşamayacağımız şeylerdir onlar. İnsanlar her ne kadar bizim hata yapıp sürekli düşmemizi bekleseler de aslında düştükten sonra daha da güçlü ve daha da farklı kalktığımızı bilmezler. Duygularımızı kaybetmeyiz, sadece duygularımıza nasıl hakim olacağımızı öğreniriz düşerken, onları etrafa fazla saçmadan düşeriz, sonra yerden kalkarken toplarız. Evet bazıları yerde kalır ama büyük parçaları alır ve devam ederiz. Devam ederken de parçaları daha da sağlamlaştırarak duygularımızı iyileştiririz.
Yazarken insan deneyimlerini paylaşır. Soyut duygular da olabilir bunlar somut olaylar da. Kiminde olayları siz de yaşamışsınızdır kiminde de aynı duygularla boğuşmuşsunuzdur. Bazen şaşırırsınız hatta bir insan nasıl yaşar bunları, nasıl altından kalkar diye kendinizi onun yerine koyamazsınız. Kendinizin ne çok etkileneceğini düşünürsünüz evet muhtemelen etkilenirsiniz, yataklara bile düşebilirsiniz, kimseyi görmek istememeniz de normal karşılanabilir, hepsi gayet insani ve gayet normal tepkilerdir. Ama eninde sonunda o evden çıkıp, insan kalabalığına geri dönüp, hayatın içine dalarsınız ve hayat sizi öyle bir içine çeker ki sonra dönüp yaşadıklarınıza baktığınızda hepsi o kadar uzakta kalmıştır ki sizden, siz bile tereddüt edersiniz siz mi yaşadığınız yoksa bir başkası mı diye. Siması bir yerden tanıdık gelen insanlar gibidir artık o üzüntüler, kırıklıklar, mutsuzluklar. Göz yaşlarınız çoktan kurumuş hatta üstüne defalarca kahkahalar atmışsınızdır yüksek sesle, herkesin duyacağı kadar, hatta sizi üzenlerin bile kulaklarına gitmiştir kahkahalarınızın notaları.
Bence kimseyi yaşadıklarından dolayı örnek almamak gerek. Yaşananlar aynı olabilir evet ama sonuçları farklı şekillerde karşımıza çıkabilir. Herkes aynı şekilde bir kopya kağıdı ile çoğaltılan örnek hayatlar yaşamıyor, bu yüzden sadece paylaşılan deneyimleri, adım atarken durup derin bir nefes alıp düşünmek için kullanırız yoksa abartıp kendimizi o kişinin yerine koyarsak beklentimiz çarpacağımız bir duvar olarak çıkar karşımıza. Kısaca bahsetmeye çalıştığım televizyonlarda ve benzeri görsel veya yazılı basında "örnek hayatlar" adı altında gösterilen-empoze edilen- ünlüleri, başarılı insanları, sanatçıları kendimize bir rol model olarak görmek, ulaşılmazlıklarına hayran olmak sadece saçmalıktır.
Kısaca hayatımızda yaşadığımız her şeyin bir sebebi var. Başarılarımızın da başarısızlıklarımızın da.. Üzüntülerimizin de, sevinçlerimizin de ... Sadece neler olduğunun farkında olmak gerekir, yaşadıklarımızı da bilmek önemli. Yaşadıklarımızdan çok ders alacağız. Kazanmak veya kaybetmek diye bir şey yoktur.
:)
Çok güzel yazmaya devam et : )
YanıtlaSil